Barbaros bulvarından yukarıdoğru çıkıp Boğaziçi Köprüsünü geçiyorum. Her seferinde ilk motorum olan Hyosung 250GT Naked motorumla köprüden ilk geçişim geliyor. Her seferindeaynı heyecan. Sabırsızlıkla Şile yoluna dönüyorum. Yol fena değil biraz trafik var ama burası İstanbul.
İlk başta trafiğe çözüm olarak aldığım, sonradan büyük bir keyfe dönüşen motosiklet sevdamın bana kattığı ve katacağı yeni heyecanlara doğru yoldayım. Şileye doğru yaklaşınca yol yapımı sebebiyle tali yollara saptırılan trafikte biraz terledikten, ve trafikten bunalmış kişilerin kamyonlarla aralarında beni sıkıştırmaya çalışmalarından kurtulduktan sonra, sonunda mis gibi Şile yoluna ulaşıyorum. Özellikle yaşça 50 nin üstü diye tabir edilen kısım motosikletlere tahammülsüz, kamyonlar bile daha anlayışlı. Birini sakatlayıp hatta ölümüne sebebiyet verebilecek hareketlerde kasten bulunmaları oldukça sinir bozucu. Neyse bu kadar tasa yeter...
Yolda gördüğüm balıkçı, kahveci, gözlemeci vs. hepsine içim gitse de kahvaltımı güzel bir yerde yapmaya kararlıyım. Öğleden sonra kahvaltısı. :)
Sonunda gelsin kalamarlar , karideser.... :)
İçeriye girince 60 yaşlarında bir garson beni buyur ediyor ve 'gel bakalım ben çok severim motorcuları' diye biraz poh-pohlanıyorum. İnsanın hoşuna gidiyor. :) Hemen kalamar, tereyağında karides ve salatamı söylüyorum. Tabi içecek olarak kola .. Güvenlik her şeyden önce...
Manzara, hava esinti her şey çok güzel... Hemen babam, annem ve kardeşimle paylaşıyorum bu güzelliği. Babam "motora artçı alıyomusun bir dahakine bende geleyim hiç Şileye gitmedim" dediği anda mutluluğumu anlatamam.
Motosikletime güvenlik açısından karşı çıkan ailemden böylesine katılımcı bir destek görmek beni nasıl mutlu etti anlatmak için kelimeler yetersiz kalır...
Yemeğimi yerken kalamar porsiyonu biraz az geldiği gözüme çarptı. Neyse nasıl olsa karideste söyledim dedim ama.. karides içinde bir naylon parçasıyla gelince işin rengi değişti. Garsonu hemen çağırıp dile getirdiğimde; "dur yeğenim ben onu alıyım çatalla bişi olmaz o paket bak..." demesiyle hiç şikayeti sürdürüp keyfimi kaçırma zahmetine bile girmedim... Adam olana 1 kere söylenir... Paketli tereyağında karidesimi yiyip çayımı içtikten sonra uzun bir hesap bekleme süreci...
Hesap:
Karides: 15 TL
Kalamar:10 TL
Kola: 3 TL
Salata: 5 TL
Ekmek & Su: 3 TL (bunu yesenizde yemesenizde geçiriyorlar)
ve Bahşiş: 10% (bunu da toplamdan % 10 alıyorlar)
Artık biraz keyfim kaçtı....
Neyse bu kadar gastronomi yeter hemen motoruma koşuyorum....
Şile çıkışında tepeden bir fotoğraf çekiyorum ve yola koyuluyorum.
Bu güzel doğa içinde bu güzelim yollar neler kaçırmışım bugüne kadar. Daha sonraki yolculuklarımın gizemi beni şimdiden heyecanlandırdı. Kim bilir nereler vardır güzel Ülkemde.
mangal dumanları, güzel doğanın keyfini çıkaran insanlar var. Artık biraz daha yola ve motoruma odaklanmaya karar veriyorum.
Virajlı yol deneyimim çok olmadığından virajlarda 40-50 km hatta 30 a kadar düşüyorum. Sağa sola yatmakta çekiniyorum hem yolda ufak toprak birikintileri var hemde yüksek devirle girip yatınca henüz kaskosunu yaptırmadığım
Diamblo'm hasar görecek diye riske atmadım. Bir sağ bir sol inanılmaz güzel bir yol.
Kasımın camını açmamı 1-2 saniye geçiyor ve havada siyah bir nokta beliriyor. Ben ne olduğunu anlayana kadar koca böcek yanağıma çarpıyor. Çarpışmanın etkisiyle böcek geri sekti. Allah'tan sekti, Soksa, zehirli olsa yanımda ona çare olacak bir ilk yardım malzemem yok. Kaskımın camını indirip devam etmeye karar verdim ve Allah'ım hayatımda öldürmediğim kadar böcek katlettim. Hepside taş gibi 'tak' 'tuk' kaska nasıl vuruyor sağlı sollu. :) E doğa güzel şehir yok börtü böcek mekanı nede olsa.
Yolculuğun ilerleyen zamanlarında sırtımdaki ağırlık (laptop, lastik tamir kiti, bir kaç kıyafet) yani aslında uzun yol için gereksiz olan bir sürü malzemeyle dolu olan sırt çantam (yaklaşık 7 kg) trapez ve omuzlarımı ağrıtmaya başlıyor.
Acaba bu yollarda ayı, domuz vb. hayvanlar var mıdır? Varsa da her hangi bir uyarı tabelası olmaması dikkatimi çekti. (Burası Türkiye yok ööleee!!!)
Ağva' ya yaklaşırken Gebze tabelası gözüme çarpıyor ve sırtımdaki ağırlıkla bu güzelliğin keyfini yeterince çıkartamayacağım fikriyle Gebze sapağına dönüyorum. Bu yolda oldukça güzel. Son derece keyifli. Kaskıma el kameramı yerleştirip şehir içinde biraz görüntü almıştım ama hafıza kartım dolmak üzere olduğu için buraya sadece çektiğim fotoğrafları koymaya karar verdim. Üstelik kamera biraz kalın olduğu için burnumun ve ağzımın yamuk yumuk kaskımın içinde beni rahatsız etmesi yolda dikkatimi de dağıtıyor. Yakında bir kamera aparatı alabilirim.
Gebze'ye doğru bir sürü köy var. İstanbul'a bu kadar yakın köylerde üstelik her yer dağ, tepe, yamaç iken hepsinde büyük hasat toplama makineleri olması dikkatimi çekti. Her hangi bir tarla görememiştim.
Birden kaskımın içinde sol kulağımın kepçesinde gezinen ve vızıldayan böceği duyunca 'Allah'ım n'olur arı olmasın' dedim. Provoke etmemek için kafamı sallamadan (inanın durana kadar neler çektim.) hemen kenara çektim ve kaskımı çıkardım. Ufak bir sinekmiş... ama etkisi büyük, kesinlikle kazaya sebebiyet verir. İnsan çok panikliyor. Tamamen temiz olduğuna inandıktan sonra kaskımı takıyorum. Biraz ilerde PO 'dan benzin alıyorum. Benzin aldıktan sonra 178 km yapmışım ama ne olur ne olmaz. Pompacıya Gebze'ye mesafeyi soruyorum 13 km kaldı demesiyle çayın kokusu burnuma gelmeye başlıyor... İlk yazacağım Blogumun eşliğinde içeceğim çayım. :)
Sonunda Tuzla Org. Sanayi bölgesinin oradan Gebze tabelasını alıp oradan E-5 (D100) e çıkıyorum ve doğruca her zaman takıldığım Yalı Cafe'ye doğru aktif trafiğe dalıyorum. E-5 ve pazar pazar kaos trafiği. Pendik'ten Sahil Yolu 'na doğru dönüp deniz ve adalar manzarasıyla Yalı Cafe' ye geliyorum. Sonunda omuzlarım rahatlayacak. :) Kafe'ye girince Mehmet beni karşıladı. Onunda Honda CBF 150 si var.
Gelsin Çilek-Nane nargilem ve çayım... Olleeeyy..
Bakalım bir sonraki rotamız neresi?
Beni yolda bırakmayan Diablo'm a Teşekkürler....
Eğer Yazımı Beğendiyseniz Lütfen Paylaşın.. Tekrar Teşekkürler...
(Motosiklete binmeye başladığımdan beri görmedim yardımlaşmayı ve güzellikleri görme fırsatım oldu. 2 teker üzerindeki kasklı ve korumalı :) herkes aynı aileye mensup gibi davranıyor ve birbirinin yardımına koşuyor. Bu güzel birşey. ) İstisnalar Kaideyi Bozmaz...