Her motorcu gibi bende güzel havayı uzun zamandır bekliyordum. Güneşin,çiçeklerin, sıcak rüzgarın kendini göstermesiyle nereye gideceğimi bilmeden atladım motoruma...
30 Mart Cumartesi Saat öğlen 11 suları uyandım. Hemen pencereye koştum güneşi görünce içimden planlarımı gerçekleştirmek için hiç bir engel yok diyerek hızlıca giyindim ve motoruma koştum. Motorumu hırsızlara karşı iş yerinde bıraktığım için arabayla önce iş yerine gittim ancak motorumun ruhsatını bulamıyordum. Orayı ara burayı ara, eve dön bak, en sonunda daha önce spora motorla gittiğimde spor çantama koymuşum neyse kafadan 1 saat kaybettik ama olsun hava hala güneşli. Bir gece önceden benzin aldığım için hemen yola koyuldum.
E-5 ten FSM Köprüsü'ne bağlanarak yolculuğuma başladım. Aklımda ne rota ne de görmek istediğim bir yer vardı. Sadece sürmek, manevra yapmak istiyordum.
İlk fotoğraf durağı FSM Köprü girişi.
Oradan hem sarıyere doğru kıvrıldım. Biliyorum çok trafikli ve bunaltıcı bir sahil yolu ama daha önce gitmemiştim.
Biraz daha gittikten sonra Rumeli Kavağı'na geliyorum gerçekten çok güzel manzaralar ancak fazla durmaya gerek yok.
Yolda bazı fotoğraf çekmelik noktalar var öyle ki insanlar tehlike falan dinlemeyip virajın ağzına onlarca araba ile park edip Boğazın güzelliğini yanlarında götürmek istiyorlar.
Bende hem kendim hemde takipçilerim için birkaç anı alıp yoluma devam ediyorum.
KOÇ Üniversitesi ne kadar uzakmış. Öğrenciyken Sarıyer'e balık yemeye giderdik. Bir arkadaşımız 1 saatte anca gelirdi kızardım.. :)Haklıymış ..
Daha ileride Rum Fenerine ulaşıyorum. Burada onlarca motorcu vardı. Tam ben geldiğimde CBR - Ninja karışık Racing ciler yeni ayrılıyorlardı.
Efendim bendeniz... :D
Karadeniz'in İstanbul'a akan girişi. İnsan kalenin surlarına çıkıp, bira,mangal,sucuk , öfffff ateş etrafında sabahlamak istiyor. Derdin ne lan! diye boşluğa haykırmak istiyor. Neyse.. (efkarlandım galiba ne alaka)
Rum Fenerinin dibinden bir görüntü aldıktan sonra dönüş yolu beni bekler.. Çünkü acıktım... :D
Kalamarlar, balıklar nerede..?
Oğlumuzu yıkayalım baya yoruldu ve kirlendi. Sağ olsun çok kahrımı çekti ama bir kere bile sekmedi teklemedi ve beni hiç yolda bırakmadı.
Gerçekten ondan ayrılacağım için çok üzgünüm. Onu ilk aldığımdan beri herkes karşı çıktı ama en güzel aşk yasak aşkmış.
Bilindik İstanbul manzaraları ancak, herkes için aynı perde farklı hikaye.
Rotaya bakıldığında 250 km lik bir yol yapmışım. Biraz melankolik bir gezi oldu benim için. Ama her anın tadını çıkarmayı bilmeli insan. Uzun zamandır böyle değildim ancak sevdiği şeylerden daha sevdiği şeyler uğruna kopmak üzüyor insanı. Neyse, amma ağladım. :D
Umarım en kısa zamanda yeni bir motor alır gezilerimi paylaşabilirim.
Sağlıcakla kalın... Güvenli Sürün...
"You Got a Dream... You've Got to Keep it...!"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder